Beterin Beterinden sonra Sevgi ile Anılmak gelir…
Yıllar evvel, televizyonda, Rahmetli Sakıp Ağa ile yapılan bir söyleşiyi izlerken Sakıp Ağanın dile getirdiği özel durumu hiç aklımdan çıkmıyor…
Sakıp Ağayı günümüz gençleri pek bilmese de belki duymuşlardır. Sakıp Ağa… Sakıp Sabancı… Hani simit satmaktan Sabancı Holdinge ulaşan hikayenin sahibi.
O Ağa, o gün televizyonda kendisi ile röportaj yapan gazeteciye şöyle diyordu:
– Otomobil fabrikam var ama oğluma bir otomobil alamıyorum… Keşke oğlum araba kullanabilecek sağlığa sahip olsaydı da otomobil fabrikam hiç olmasaydı…
Cümlesini, kelimesi kelimesine hatırlayamamış, yanlış yazmış olabilirim. Ama bu manada konuştuğu o anı ve bunları söylerken yüzündeki o ifadeyi unutmam pek mümkün değil doğrusu…
Sakıp Ağanın oğlu, belki bilirsiniz, engelli bir kardeşimizdir. Nitekim onun adına Sakıp Ağa bir engelliler merkezi de kurmuştur…
Neyse…
Hani bir söz var; “Beterin beteri var diye”
Gerçekten öyle mi?
Öyle
Bu hayatta zor anlar vardır
Zor zamanlar vardır
Zor dönemler vardır elbette
Ancak onların hepsinden daha beter durumlar da hep vardır…

Maddi yoksunluk dönemleri yaşarız, belki birkaç yıl, sonra alışırız-geçer…
Eşimizle anlaşamayız, problemli evlilik yaşarız, gerekirse alışırız-boşanırız biter…
Oturduğumuz evi beğenmeyiz, zor şartlarda yaşarız birkaç yıl sonra alışırız-değiştiririz ya da tamir ederiz gider…
Bir hastalığa tutuluruz, hastane kapılarında zebil olur çare ararız ama öyle ama böyle alışırız-geçer…
Arkadaş kazığı yeriz, uzun zaman dertleriniz yeni dostlar edinir başka limanlara sığınırız alışırız-yeter…
……………… vs……
Bunların hepsi ama derin ama küçük izler bırakan yaralar açar.
Ne zaman ki o yaraya dokunulur o zaman canımız o olayın olduğu gün gibi acır, yeniden kanar…
Dokunulmadığı sürece hayatımıza o yara olmamış gibi devam edebilme imkanımız olur.
Peki ya;
Maddi yoksunluk bizden ameliyat edemediğimiz evladımızı aldı ise?
Maddi yoksunluk bizden ahlakımızı, canımızı, değerimizi
Kısacası hayata insanca devam edebilme imkanımızı aldı ise?
Ya evliliğimizin ardından yetim ve öksüz kalan evladımız var ise?
Onun annesiz ya da babasız büyümesine biz neden oldu isek?
Evimizi değiştiremeden depreme yakalandı isek? Depremde de kayıp verdi isek peki?
Bir kolumuzla beraber sevdiklerimiz de kaldı ise o evin altında?
Arkadaş kazığı özgürlüğümüze, işlemediğimiz bir suçun faili olmamıza sebep oldu ise?
Ömür boyu sicilimizde kara bir leke olarak kalacak ise?

İşte…
Evet, işte o zaman dostlar
Biz de Sakıp Ağa gibi derdimize dokunulmasına gerek olmadan her an gözümüzün önünde o dertle yaşamak zorunda kalanlardanız…

İnsanın derdini sırtında kambur gibi taşımayı kabul etmesi kolay değildir. Hele de o kambur kaktüs gibi dikenleri ile sürekli sırtınıza batıyorsa…
Zamanla battığı yerler kan çanağına dönüyorsa
Sırtınızdaki yaraları tedavi edecek gücünüz yoksa ve o yaralar kurtlanıyorsa…
Yaşamınız dahi tehlikeye girer artık.
Ya da
Hiçbir şey yapmaz dikensizdir ama hep oradadır… Orada…
Her giydiğiniz elbiseyi biçimsiz hale getiren görüntüsü ile…
Başınızı dik yapıp yürümenize engel oluşu ile oradadır işte…
Onunla yaşamak zorundasınızdır…

Hani demiştik ya beterin beteri diye… Gerçekten beterin beteri var!
Gözünüz korkmasın
Gerçek hayat acı olsa da acımasız değildir.
Görmesini bilirsek, görmek istersek…
Kardelenlerin kışa meydan okuması gibi; Zor durumlar, içinde gülümsemeye değer güzelliklerle gelir…
Öte yandan
Yoksunluklar insanlara acılar verir
Acı, ateş gibidir… Yaktıkça yakar
Sonunda, Yanan insan iki gruba ayrılır; ya kömür karası bir taş
Ya da kömürlerinden de kurtulan elmas olur…
Yanmanın sonucunda özüne dönen o elmaslar eski hallerine benzemezler
Yanan beden yanmadan önceki beden gibi olabilir mi?
Olmadığı içindir ki
Acılarla yoğrulanların olgunluğu
İnsanlara şefkati
Mütevaziliği
Saf, Katıksız ve gerçektir
Acılar onun böbürlenmesine, şımarmasına, kibirlenmesine fırsat vermemiştir
Sevinmesine de… O, bu nedenle
Ne sevilmek derdindedir ne de bilinmek
Sırtındaki kamburun verdiği acının hafiflediği an içten gülümseyebilme
Ferahlayabilmenin güzelliğini özler sadece
Belki de bu nedenle
Rahmetli Sakıp Ağa sevilirdi
Ben de severdim onu… Hiç tanımadan… Severdim
Kime sorsam onlar da sevdiklerini söylerlerdi
Sevilirdi Sakıp Ağa Kardelenlerin sevilmesi gibi
Sevilenler unutulmaz
Ölüm onların sonu olmaz
Onlar
Hep Sevgi ile… Anılırlar

Şahnaz Aras
Çocuk Gelişimi Eğitimcisi