Düşünebilmek, En Büyük Nimettir!
Bir tükenmez kalem düşünün ki mürekkebi yok ama yazıyor…
Bir insan düşünün ki kanı yok ama yaşıyor…
Bir araç düşünün ki yakıtı yok ama çalışıyor…
Bunlar olur mu? Var mı böyle bir durum?
Yok değil mi? Yok!
Her şey ama dünyadaki her şey, varlığını bir başka şeye borçlu olarak yaşıyor.
Teknoloji gelişti, internet çağındayız… Kablosuz internet var, diyoruz. Ama O da varlığını, uydudan aldığı frekanslara borçlu değil mi? İşlevini yürütebilmek için O da bağımlı değil mi?
İnsanın suya-yiyeceğe,
Ağacın suya- güneşe,
Aracın yakıta,
Cep telefonlarımızın şarja, … Vs… vs… kısacası hareket eden her şey bir şeyler bağımlı, belirli aralıklarla destek almak zorunda…
Dünyadaki en mükemmel dizayn edilen makina; İnsan.
Sonra… Sonra, bu makinanın icat ettiği diğer makinalar geliyor sırası ile…
Ancak bugüne dek insanın yaptığı her makinada insanı görmek mümkün.
Nasıl mı?
İnsan yaşamak için yemek, içmek, uyumak gibi temel durumlara ihtiyaç duyar.
Bir düşünün lütfen, insanın yaptığı hareket edebilen hangi malzeme bir duruma bağlı olmadan hareketini sürekli devam ettirebilir?
İnsan yaşamını devam ettirebilmek için somutta neye ihtiyaç duyuyor ise yaptığı makinalar da aynı ihtiyaç içinde kalıyor…
Bir fabrikanın en son teknoloji ile malzeme ürettiği makina yı da bir insan yaptı. O makina da kendini yapan gibi, yaşayabilmek için belirli aralıklarla dinlenmek zorunda.
Kendine uygun malzemelerle (yağlamak gibi) beslenmek zorunda.
İnsanın yıkanması gibi, belirli aralıkla silinmek, temizlenmek zorunda,
İnsanın böbreklerinin işlevi gibi o da belirli aralıklarla atık atmak zorunda…
Yani, … Zorunda, Zorunda… Zorunda…
Kısacası, İnsanoğlunun adına yaratıcılık dediği keşfetme olgusu aslında ve sadece kendi dünyamız kadardır…
Çevremizde milyarlarca çeşit canlı vardır. Bu canlıların hepsinin de yukarıda saydıklarımıza benzer ortak özellikleri vardır. Bizler de ancak bu ortak özelliklerden yola çıkarak bir yenilik getirebiliyoruz.
Neden mi?
Çünkü dünya denilen gezegenin denge kuralı var.
Dünyadaki ekolojik denge içinde hareket edebilmek için bu kurallar ve kuramların dışında bir hayat yok da ondan!
Belki de bu nedenle bizce en büyük buluşu bulan bilim adamları aklımızın alamayacağı kadar mütevazi idiler… Sıradan bir yaşamları vardı. Çünkü onlar, buldukları buluşun kainatın içinden bir parça olduğunu, farklı bir durum olmadığını biliyorlardı. Sadece insanın hizmetine sunabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını söylüyor ve susuyorlardı.
Siz de yeni buluşlara imza atmak mı istiyorsunuz?
Şimdi söyleyeceklerimiz için birkaç dakikalığına konsantre olun ve bunları yapın lütfen. Eğer yapabilirseniz aşağıdaki satırları okuduktan sonra gözlerinizi kapatın ve kendinize birkaç dakika ayırın…
Kendinizi Hayatın içinden geriye çekin
Bir an bilgisayar karşısında oturduğunuz yerde değil de gökyüzünde olduğunu varsayın
Uçaktan aşağıya bakar gibi
Ama bu defa uçak yok
Sizin görüş alanınızı engelleyen hiçbir şey yok
Aşağıya, gözünüzün görebildiği her tarafa bir bakın lütfen
Merak ettiğiniz yerlere yakından bakmak için yaklaşın biraz
Ama
Dışarıdan bakmayı ihmal etmeyin
İçine girmeyin
Unutmayın
Dışarıda kaldığınız sürece daha net görebilirsiniz
Neyi mi?
Yapınıza uygun ne görmek isterseniz
Onu
Görürsünüz…
İsterseniz balta girmemiş bir ormana gidin…
İsterseniz
En merak ettiğiniz şehrin kalabalık ya da sakin sokaklarına
İsterseniz sevdiğinizin evine gidin
Ama dışarıdan bir gözle bakın
İsterseniz
Bir hurda mezarlığına
Ya da yeni yıl araçlarının sergilendiği araba fuarına
Bir tarafın mezarlık gibi
Diğer tarafın ise hastanede yeni doğan bebeklerinin olduğu alan gibi olduğunu fark edeceksiniz…
O zaman
Evet, o zaman
Ofisinizde size çay getiren yaşlı çaycının duygularını anlamakta
Onunla empati kurmakta ne kadar mesafe kat edebildiğinizi görecek
Şaşıracaksınız!

Çünkü bir zamanlar o da
Fuardaki yeni arabalar gibi
Doğumhanedeki o minik bebekler gibi el üstünde idi…
Şimdi size çay getiren
Sizin hizmetinizi yapan konuma gelmiş olsa bile…
Tıpkı hurda mezarlığındaki paslanmış araçlar gibi…
Sizin, benim, onun, başkasının… Bir gün hurda olmayacağı garantisi var mı?
Ve
Gülümseyin!
Neden mi?
Henüz hurda olmadığınız için.

Şahnaz Aras
Çocuk Gelişimi Eğitimcisi