porno canli mac izle

Posts tagged mutluluk

Mutluluğun kaçtığı yere hüzün gelir, bilir misiniz?

Mutluluk!
Dediğin nedir?
Bilir misin?
Herkesin “Mutluluk” yakalama yarışı içindeki kovalaması baş döndürüyor adeta…
Bir telaş, bir koşuşturma… Bir arayış…

Şöyle birkaç dakika dur ve çevrene bak lütfen…
Evde isen; ev halkına, ailene, kendine…
İşte isen; iş arkadaşlarına, yöneticilerine, patronuna…
Okulda isen; sınıf arkadaşlarına, öğretmenlerine, koridordaki hizmetliye…
Sokakta isen; kaldırımda hızla yürüyen ve bir yerlere yetişme telaşı içindeki kalabalığa…
Alıcı gözle bir bak!
Herkes ama herkes bir hedefle bir şeylere ulaşma çabası içinde…
Hepsinin, herkesin hedefi kendine has, önemli ve özel…
Ancak Sonuçta ortak bir hedef var: MUTLULUK! Ya da Mutluluğu Yakalamak!
Peki, mutluluk yakalanabilir mi? Bugüne kadar mutluluğu kimse yakalayabilmiş mi?
Bilinmez!
Masallarda bize okutulan mutluluk, gerçek hayatta neden olmaz, bilinmez!
Öyle mi?
Yoksa bizler bilmemeyi, gerçeğe gözümüzü kapamayı,
Kısacası kolaya kaçmayı tercih ettiğimiz için mi bilinmez oluyor?

Bakın zamanın birinde hikaye bu ya, şöyle bir olay yaşanmış derler…
Dağlar arasında küçük bir yerleşim yerinde yaşayan insanlar varmış. Yaşanılan yerdeki topraklar çok verimli, havası-iklimi çok güzel, insanları sağlıklı imiş.
Ancak bu insanlar hiç gülmeyen mutluluğun ne olduğunu dahi bilmeyen insanlarmış…
Gel zaman git zaman insanların somurtarak yaşadığı bu yere Mutluluk tesadüfen uğramış ve asık suratlardan korkup bir dağa kaçmış.
Mutluluğun kaçtığını gören hüzün hemen gelip o insanların arasına girmiş! Ne mi olmuş?

Asık suratlı insanlardan iki komşu, tavukları birbirlerinin bahçelerine girdi diye önce tartışmaya sonra kavga etmeye başlamış… Kavgaya tüm aile üyeleri karışmış… Sonunda altı hafif biri ağır yaralı yedi insan yerde kanlar içinde yatıyormuş…
Hafif yaralılar hastanede ayakta tedavi olurken başına aldığı sert sopa darbesi ile komaya giren 7 yaşında bir çocukmuş!
Hüznün tümüyle yerleştiği yüreğin sahibi o çocuğun annesi gelip kavgayı başlatan eşine ve komşusuna hastanede şöyle demiş:
“Şimdi bütün bahçem, tavuklarım, evim de olmasın… Benden yavrumu almayın, desem, yine de kızar mısınız?” Komşusu ve eşi başı önünde hüzün yüreklerinde, yüreği acı ile dolu bu anneye karşı mahcuptur! Başlarını kaldırıp yüzüne bakmaya bile cesaret edemezler. Onların da yaraları var, bir yerlerinden kanlar aksa da sonuçta dimdik ayaktadırlar…
Hastanede sabahlayan aileler perişan ve itiraf etmeseler de pişman olmuşlardır…
Hepsinin ortak bir hedefi vardır artık, minik yaralılarının gözünü açıp onlara “iyiyim” dediğini görebilmek!

İşte o zaman hepsi mutlu olacaktır… Mutluluk o zaman onların da içine girebilecektir. Ama şimdi hüzün vardır içlerinde, hüzün!

Aslında Mutluluğu değil de hüznü yaşamayı seçtiklerinden habersiz, elleri havada… dilleri duada… yüreklerinde hüzün… mutluluğu beklerler…

Onlara sorsan, hüznü asla tercih etmediklerini söylerler,
Mutluluğu hasretle bekleyerek istediklerini zannederler… hüzne davetiye çıkaranın kendileri olduğunu söyleseniz, size kızarlar…
Oysa hüzne davetiye çıkarmadan hüzün gelmez!
Mutluluk ise kendiliğinden geliverir,
Geleyim mi diye sormaz, karşılanmadığı yerde de bir an bile durmaz!
Gelişi de gidişi gibi anlıktır! Anlık…

Kapımıza gelen mutluluğu görebilmek, hedefe değil, an’a kilitlenebilmekten geçer…
An’ın önemini ve güzelliği görebilmekten…
Mutluluğu yakalamaya değil, kaçırmamaya dikkat ederek yaşayanlardan olmanız dileği ile…

Şahnaz Aras
Çocuk Gelişimi Eğitimcisi

lennon

Mutluluk?

“5 yaşındayken annem bana “mutluluk hayatın anahtarıdır” derdi.  Okula gittiğimde, büyüdüğüm zaman ne olmak istediğimi sordular.  “Mutlu” yazdım ve onlar bana soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de onlara hayatı anlamadıklarını söyledim.”

John Lennon

sincap

Gerçek güzel bir hayat

“Uzun bir süre hayat başlamak üzere diye düşündüm. Gerçek güzel hayat!

Ama hep bir engel daha vardı önde. Öncelikle yapılması gereken bir şey, bitmesi gereken bir iş, tamamlanması gereken bir hizmet, ödenmesi gereken bir borç. . .

Hemen sonra güzel hayat başlayacak.

Sonunda uyandım ki, hayat zaten bu engellerdi.
Bu perspektif, mutluluk için bir yol olmadığını, bilakis mutluluğun kendisinin asıl yol olduğunu görmeme yardımcı oldu.

Öyleyse yaşanan her anın keyfini çıkarmalı ve bu anlar, paylaşılacak özel birileri ile geçirildiğinde daha da çok keyfi hissedilmeli.

Zamanın kimseyi beklemediğini unutmamak lazım. 

Okulun bitmesini, okula gitmeyi, on kilo vermeyi, altı kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların büyüyüp evden ayrılmalarını, işe başlamayı, emekli olmayı, evlenmeyi, boşanmayı, Cuma akşamını, cumartesi sabahını, yeni araba-ev almayı, yeni araba ve evin borcunun bitmesini, baharı, yazı, sonbaharı, kışı, ayın birini, on beşini, şarkınızın radyoda çıkmasını, ölmeyi, yeniden doğmayı beklemeyin daha fazla mutlu olmak için.

Mutluluk bir hedef değil, yoldur.

Anjelika Akbar ile insan üzerine …

Anjelika AkbarBir liderlik eğitimine konuk konuşmacı olarak gelen Anjelika Akbar ile tanışmaktan çok mutlu oldum.

İki yaşında piyano çalmaya başlayan Akbar’ın çok başarılı bir kariyeri var. Akbar, kadife sesi, baygın bakan yemyeşil gözleri, sımsıcak gülüşü, esprileri ve zarif duruşu ile kendisini dinleyen herkesi büyüledi.

Anjelika Akbar bugün yaşamımızda iyi ve kötü diye adlandırdığımız iki kavramdan bahsetti ; ” Biz iyi, başkaları kötü diye düşündüğümüzde elimize ne geçiyor ? ” Bana kötü gözle bakan birisi olduğunda ben ona gülümsüyorum ve karşılığında o kişi de bana sanki bir çocuğun sevinmesi gibi birden bire gülümsüyor” diyen Akbar şöyle öneriyor ; ” Kendinizi kapatmayın ve ve diğer insanlardan kendinizi ayrıştırmayın ”. Hoşlanmadığınız kişiler karşınıza çıktığında veya hoşlanmadığınız olaylar olduğunda bu durum için teşekkür edin.

Var olma sevinci kendi içinde olan Akbar, müziği meslek olarak görmüyor, müzik benim içimde, müzik benim aşkım’dır diye tanımlıyor.

Başarılı kariyerinin ötesinde Akbar,çocuklara büyük önem veriyor. Bir gün bakkala gittiğinde, açıkta duran çocuk yoğurtlarını görmüş ve bakkala neden bu çocuk yoğurtlarının buzdolabında durmadığını sormuş, bakkal unuttuk demiş, Akbar ertesi gün merak ettiği için tekrar aynı bakkala gitmiş ve yoğurtlar dışarıda duruyor,bakkala yoğurtları dolaba koyması gerektiğini söylemiş ve ertesi gün bakmak için gene aynı bakkala gitmiş ve bu kez yoğurtların dolapta olduğunu görmüş. Üzerimize vazife olmayan ancak onaylamadığımız durumlar ile karşı karşıya geldiğimizde Akbar gibi davransak dünya daha iyi olurdu diye düşünmeden edemedim.

Anjelika Akbar, insanların mutlu olmaları için müziğini kullandığını söylüyor ve gerçekten de kendisini dinlerken çok mutlu oluyorsunuz. Üç yıl önce hamile iken, Boğaziçi Üniversitesinde karlı bir kış günü hamilelere konser vermiş ve demiş ki ; hamile iken hep yorgunuz halbuki hamilelerin huzura ihtiyacı var, ben ard arda çalacağım sizler gözlerinizi kapatın ve uyuyun.

Müzik sonsuz bir okyanus diyen Anjelika Akbar çok yakında İçimdeki Türkiye isimli kitabını yayınlayacak, ben şimdiden sabırsızlıkla kitabını okumayı bekliyorum.
Serap Gökmen