İLETİŞİM PSİKOLOJİSİ

İletişim özellikle çağımızda “hayatın temeli” gibidir ve genel olarak şu başlıklarla açıklanır.
KENDİMİZLE İLETİŞİM:
İnsanın kendisine nasıl baktığı, nasıl hissettiği, hayatı nasıl algıladığı, insanlara ne tür duygular taşıdığı ve kendisiyle olan sorunları, başkalarıyla olan iletişiminin “beşiği” gibidir.
Bu nedenle öncelikle kendimizle olan iletişimimizi daha güzel ve daha sağlıklı kılmaya çaba göstermeliyiz.
Temel teknik: Farkındalık/ Kontrol/ Önlem
İKİLİ İLETİŞİM:
Gerek aşk, gerek iş ve arkadaşlık alanlarında ikili iletişimde gösterdiğimiz “performans” hayatımızı zorlaştıran ya da kolaylaştıran bir unsurdur.
İkili iletişimde en önemli olan, kınamadan, yargılamadan, eleştirmeden evvel “anlamaktır”.
Karşınızdaki kişiyi ne kadar anlarsınız o kadar anlaşırsınız.
“Anlaşmak ve iletişimde başarılı olmak karşınızdaki kişiyle AYNI olmak değil, onun AYRI olan yanlarını anlayabilmektir”.

GRUP İÇİNDE İLETİŞİM:
Farklı dünya görüşlerinden, farklı psikolojilerden, farklı konuşma alışkanlıklarından ve farklı kişiliklerden oluşan grupların içindeki iletişim becerisi, kişinin “hayatının gidişatını” bile belirleyebilir.
Çünkü grup içindeki iletişimlerde yaptığınız şakaların, anlattığınız olayların, ileri sürdüğünüz düşüncelerin “ortak kabul” duygusu oluşturması gerekir. İnsanların “bir yere ait olma” isteklerine uyum sağlaması beklenir. Konuşma biçiminizin de güzel ve “dinlenilir” olması aranır. İkili ilişkilerde konuşma biçiminizi sevmeyen biri bile “nezaketen” sizi dinlemeyi sürdürmek zorunda kalırken, grup içindeki iletişimlerde açıkça ya da gizlice dışlanabilirsiniz.
Ve bu doğal olarak “sempatik ve popüler olmak” veya “sıkıcı ve sinir bozucu olmak” tarzında isimlendirilerek, sizin hayatınızı etkileyecektir.
KİTLE ÖNÜNDE İLETİŞİM:
Dar ve geniş kitlelere seslenmenin, bilimsel veya siyasal içerikli konuşmanın, eğlenmeyi veya bilgilenmeyi isteyerek gelen insanların varlığına göre davranmanın “hitabet” kuralları vardır.
Ayrıca kitle önünde iletişim ruhsal olarak hazırlıklı olmak, ses kullanımını kontrol edebilmek, hata yaptığında bile espri ile kapatabilmek gibi, bazı “incelikler” gerektirir.
İletişim türleri için becerilerimizi geliştirmek üzere “iletişim psikolojisi” bilmek ve uygulamak da gerekir.
ÖRNEĞİN: “4 N” KURALI
1) NE anlatacaksınız?

2) NASIL BİRİNE anlatacaksınız?

3) NEDEN anlatacaksınız?
4) Bu iletişimden uzun vadede NE bekliyorsunuz?
İletişimde cinsiyet, mevki, yaş ve diğer faktörlerin doğru algılanıp konumlanması gerekir.
Beden dili, giyim, mimikler, bakış gibi “dış görünüm” faktörlerinin özellikleri de çok önemlidir.
Ancak bu bilgilerle birlikte hayatımızı sarsan “iletişim kazalarının” nedenleri önlenebilir.
İletişimde genel ve pratik YAPILMASI GEREKENLER
İyi bir dinleyici olmak:
İletişimin temeli dinlemektir ama “gerçekten” dinlemek. Konuşmak için sıra beklemek ve o sırada neler söyleyeceğinizi tasarlamak değil.
Çünkü bu duyguyu karşınızdaki insanlar mutlaka anlar ve iletişim henüz başlangıçta aksar.
Dengeli olmak: Konum olarak sizden “aşağıda” olan insanlara karşı kırıcı veya ezici, sizden “yukarıda” olana insanlara karşı ise ezik ve lüzumsuzca alttan alır biçimde davranmak dengeli olduğunuz hakkında soru işareti yaratır.
Göz teması kurmak: İletişimde belki de beden dilinden daha önemlisi göz teması kurmaktır ama “doğru” biçimde. İnsanların gözünün içine bakarken “çapkın, “alaycı”, “hesaplı” gibi olumsuz duygular vermekten kaçınmak, tersine “empati” yapmaya çalışmak gerekir.
Dikkat çekmek: Anlattığınız konunun içinde yerli yerinde küçük espriler yapmak, ilginç örnekler vermek, ukalalık duygusu vermeden bazı bilgiler sunmak, sizin konuşmanıza olan dikkati arttıracaktır.
Bazı kelimeleri vurgulamak ve bazı duyguların ifadesinde sesinizle oynamak da dikkati olumlu biçimde etkiler.
Ancak gereksiz detaylara girmek, gerekli detayları vermemek, fazlaca gülmek veya fazlaca yakınmak, karşı tarafın dikkatini mutlaka sizden uzaklaştırır.
Baskın olmamak: Karşınızdaki kişinin görüşleri ve inançları size taban tabana zıt olsa bile saygı ve anlayışla karşılayarak iletişim kurulmalıdır.
“Benim dediğim doğru”, “Ben daha iyi bilirim”, “Senin dediklerin çok saçma” gibi ifadeler veya tavırlarla baskın olmaya çalışanlara karşı o anda ses çıkarılmazsa bile, daha sonra “kaybeden” kendisi olacaktır.
Eleştiriyi bilmek: Size yanlış gelen görüş veya davranışlarını anlatan kişi veya kişileri anlayışla dinlerken, gerektiğinde yapıcı eleştiri kullanmanız, size olan güveni ve sevgiyi arttıracaktır.
Yapıcı eleştirinin temel kuralı ise insanı “yükselterek” yermektir:
Örneğin: “Senin kadar akıllı ve zeki biri bu hatayı yapmamalı, bu aptallık olur” gibi.
Keskin ve reddedici bir dille “Aptallık yapıyorsun” şeklinde yıkıcı bir eleştiri sunmak ise, sizinle kurulan bütün duygusal bağların yok olmasına, sevginin zedelenmesine yol açar.
“Ekonomik” olmak:
Karşınızdaki kişi hiç sesini çıkarmadan dinledikçe, “Benim konuşmamdan hoşlanıyor” sanmak, en büyük iletişim hatalarından biridir.
O insan büyük bir nezaket ve iç sıkıntısıyla sizin susmanızı bekliyor olabilir.
Bu nedenle zamanı “ekonomik” kullanmak ve karşı tarafın meraklanıp soru sormasını bekleyerek, anlattığınız konuyu derinleştirmek daha doğrudur.
Örneğin: “Bugün yolda adamın biri öyle büyük sollama hatası yaptı ki, kaç insanın canına mal olabilirdi ve çok sinirlendim” dedikten sonra, hemen olayı anlatmak yerine “Nerede, nasıl, ne oldu?” gibi size soru sorulmasını bekleyin.
Eğer soru sorulmuyorsa, hiç kuşkunuz olmasın ki karşı taraf sizin anlatmak istediğiniz olayla hiç ilgili değildir ve yine de siz bunu anlatmak isterseniz sıkıntı içinde “katlanacak” veya ilk fırsatta kaçıp uzaklaşacaktır.