Eğitim ve Performans Geliştirme Danışmanı

Eğitim ve Performans Geliştirme Danışmanı

1 ) Kibirlenmek, yüksekten bakmak: Kişinin kendini diğer insanlardan üstün görüp, onlara tepeden bakması ister istemez konuşmalarına da yansır. Ancak başkalarına saygı göstermeyen “gerçekten” saygı da görmez, sadece geri çekilme duygusu yaratır. Ama ne yazık ki kibirli kişi bunu saygı uyandırıyor gibi algılar. “O da bir şey mi? En iyisini ben yaparım, en çok ben bilirim” tarzındaki iletişim dili, bu insanların tipik halidir.
2 ) Fazla çekingen davranıp, kendini yetersiz görmek: Yüksekten bakmak kadar itici olmasa da kendini yetersiz görmek de iletişimi müthiş olumsuz etkileyen bir tavırdır. Çünkü karşısındaki insanlar onun hakkında “özgüveni yok” diye karar verirse, konuştuklarının etkisi kalmaz. Daha da önemlisi , kendini yetersiz görüp bunu belli eden kişi, güven de yaratmaz. “Aciz” bile bulunur.
3 ) Sesli düşünüyor gibi lüzumsuz konuşmak: “Anlattıklarım karşı tarafı ilgilendiriyor mu?” diye düşünmeden, karşıdakine konuşma hakkı tanımadan, sürekli laf keserek ve ilgili ya da ilgisiz hep konuşmak isteyen kişiler, inanılmaz antipatik olur ve arkasında hiç görmediği kocaman dedikodu torbasıyla gezer ama farkına varmaz. Ayrıca böyle lüzumsuz konuşan insanlar dinleyenler için çok sıkıcı olduğundan; aslında sevilen biri de olsa, etrafındaki insanları kaçırmaya başlar.
4 ) Sır tutmamak ve dedikoduculuk: Kişilerin veya iş hayatının özeline dair söylenmemesi gereken konuları uluorta konuşan veya “Aman” kimseye söyleme” diyerek herkese anlatan kişiler, iletişimde hep kaybederler. Ancak ne yazık ki bu insanlar da kayıplarının farkında değildir. Çünkü başkaları onun dedikodusunu ilgiyle dinler ama “Benim hakkımda da konuşur” kanısına varır.
5 ) Sıkça pot kırmak, gaf yapmak: Genellikle bu tür insanlar sürekli başkalarını neşelendirip güldürmek isteğiyle doludurlar ve aslında bu tavrın psikolojik yapısı “Beni sevin” çağrısıdır. Bu nedenle kelimeleri özenle seçmezler ve pot üzerine pot kırarlar ama çoğu kez farkına bile varmazlar. Çevresindeki insanlar ise “Şimdi bu yine bir gaf yapacak ve ya bu benim hakkımda olursa” diye rahatsız olup diken üstünde kalırlar. Bu yüzden sıkça pot kıran kişiler aslında sempatik de olsalar, içtenlikle dostluk kurmaları ve sohbetlerinin aranması çok zordur.
6 ) Sürekli şakalaşmak isteği ve alay etme alışkanlığı: Başkalarını hafife almak, yüzlerine karşı veya arkalarından iğneli sözcüklerle ve alay ederek konuşmak, iletişimdeki en büyük kayıplardan biridir. Alaycı insan biriyle alay ederken diğerini eğlendirir belki ama iletişimde asla güven ve sevgi yaratmaz. Ayrıca “ayarsız” konuşan birisi, karşı tarafta ( açık ya da gizli) kızgınlıklar doğurduğu için, “ayarsız tepkilere “de hazır olması gerekir. “İstediğini söyleyen, istemediğini işitir” sözünü hatırlamakta da yarar vardır.
7) Konuşanın sözünü kesmek: “Ben senin ne diyeceğini biliyorum” duygusu vererek, her fırsatta laf kesmek, saygı ve terbiye dışıdır. Üstelik, sözü kesilen kişide “Bana önem vermiyor ve küçümsüyor” duyguları da oluşturur. Bu yüzden tıpkı alay etmekte olduğu gibi, gizli ya da açık kızgınlıklar da yaratır.
Bir başka söz kesme rahatsızlığı “sesli düşünen” insanlarda bulunur. Bunlar aklına geleni hemen söylemek ihtiyacındadırlar. Fakat yine çevresini boşaltacak kadar insanları huzursuz ederler.
Diğer söz kesme alışkanlığı ise, gerçekten en güzel arkadaşlıkları bile mahvedebilir. Çünkü bu tür insanlar kibirli olmasa bile müthiş düşüncesizdir ve konuşan kişinin sözünü kesmekle kalmayıp, kendisi bir şeyler anlatmaya başlar. Hatta sözünü kestiği kişiye dönüp “pardon, ben senin anlatımını kestim” demek bile akıllarına gelmez.
Oysa bu tavır, “Senin konuşmandan sıkılıyorum ve anlattıkların ilgi çekici değil ama benim anlatacaklarım daha ilginç ve ben daha iyi konuşuyorum” demekle aynı şeydir.
8 ) Samimiyetsizlik, yapmacıklık:
Kişi ne kadar ustaca “doğal” görünmeyi oynasa bile, insanların çoğunluğu onun aslında rol yaptığını, “mış gibi” davrandığını ve samimiyetsiz olduğunu açıkça görür. Bu vaziyette de kendini “kandırılmak isteniyor” gibi hisseder ve artık yapmacık konuşan kişiye güvenmesi, dediklerine inanması ve hakkında olumlu duygular beslemesi söz konusu bile olamaz. Unutmayalım ki Mevlana’nın “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğü gibi ol” deyişinin gereğiyle, çevresinden içtenlikle saygı gören, sevilen ve ikna edici olabilen bütün kişiler “hakiki” konuşup davrananlardır.
Ve zaten samimi olmak, doğru iletişimin “olmazsa olmaz” temel taşlarından biridir.