Kişisel Gelişim Eğitimi – Eğitim ve Koçluk Hizmetleri – Kurumsal Eğitimler
İletişim
Yaratıcı drama ile beden dili uygulamaları
Ağu 1st
Beden dili, ses tonu ve kelimeler …. Yüzyüze iletişim dediğimizde sizce en önce hangisi geliyor ?
Amerika’da UCLA üniversitesinde psikoloji profesörü olan, Albert Mehrabian, 1967 yılında yayınladığı çalışmada öne sürdüğü tezinde ; ” Yüz yüze iletişimde karşımızdaki kişiyi sevip sevmememiz 3 V adını verdiği 3 parçaya bağlıdır ” demiştir.
% 7 Verbal ———– Kelimeler
% 38 Vocal ——– —-Ses Tonu
% 55 Visual————–Beden dili
Örneğin ; ” Seninle ilgili hiç bir problemim yok ” diyerek, aynı zamanda ; yüzünüzü buruşturuyorsanız ve ses tonunuz da monoton , sert ve yavaş çıkıyorsa, sizcee karşınızdaki kişi ne hisseder ?
Eğitim Akademi iletişim eğitimlerinde, beden dilimizi etkin kullanmak için, yaratıcı drama uygulamaları ile, özellikle sözsüz beden dili kullanımı üzerine drama çalışmalarını uygulamaktadır. Eğitim katılımcılarımız gruplar halinde kendilerine verilen senaryolar eşliğinde yaratıcı drama çalışmaları yaparak, sözsüz beden dillerini, mimiklerini etkin olarak kullanmayı öğrenmektedirler.
Siz beden dilinizi nasıl kullanıyorsunuz ?
Sözsüz beden diliniz karşı tarafa nasıl bir izlenim bırakıyor ?
Yaratıcı drama uygulamasına hiç katıldınız mı ? Çok keyifli, aynı zamanda beden dilinizi etkin kullanmayı öğreneceğiniz çalışmalarımıza kendinize vakit ayırarak katılabilirsiniz.
Hedef ; kendimizi daha iyi ifade edebiliyor olmak öyle değil mi ?
İletişimde Soru Sormayı Bilmek
Nis 11th
İnsanoğlunun, bazı zamanlarda varsayımlar yapması doğal ve gereklidir. Fakat bu varsayımlar bazen zihnimizi engeller ve iletişim döngüsünde yanlış sonuçlara varmamızı sağlayabilir.
İletişim sırasında Soru sorarak bizler ;
• Problemlere açıklık getiriyoruz
• Bizden istenileni anlıyoruz
• Sonuçları aktarıyoruz
• Karşılıklı anlaşma ve anlayışa ulaşıyoruz
İletişimin hangi safhasında ne tip soru sormalıyız ?
İki ana soru çeşidi vardır, “Açık” ve “Kapalı” sorular.
Kapalı Sorular
Bu sorular genelde daha belirli cevaplar alınan, evet ya da hayır ile cevap verilen, belirli noktaları açıklığa kavuşturmak ve kontrol etmek, bir karar ya da onaylama almak için sorulan sorulardır, Bu tür sorular çok fazla kullanılırlarsa konuşma bir sorgulama izlenimi verip son bulabilir, bu sebepten bilgi alırken “kapalı “ soruları çok dikkatli kullanmalıyız.
“Kapalı” sorular çok belirleyici olup, her soruya sadece “evet” ya da sadece “hayır” ile cevap vermek zor olabileceği için bir “duraklama” etkisi olan sorulardır. Bir konuyu netleştirmek istediğimizde, konuyu farklı bir boyuta taşımak istediğimizde veya çok konuşan birisini susturmak istediğimizde oldukça işe yarar.
Açık Sorular
Açık sorular, karşımızdaki kişiyi konuşturmak, daha çok bilgi almak için sorulan sorulardır. 5 N 1 K Gazeteci soruları olarak geçer ; Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Niçin ve Kim ?
Duruma ve şartlara bağlı olarak, bazen sorularınızın başına “Lütfen bana söyleyebilir misiniz?” gibi “yumuşatıcı” örnekler koyabiliyoruz. Bu durum özellikle “Neden” sorularında kullanılmak için uygundur.
Bilgi almak için, “lütfen bana …..’yı anlatabilir misiniz?” ile başlayan “açık” soru sorma şekilleri de mevcuttur. Bazı durumlarda çeşitli “yumuşatıcılar” soru sormak için en uygun koşulları yaratabilirler.
Bir Satış danışmanı müşterisinin ihtiyaçlarını net olarak belirlemek için oldukça fazla açık uçlu sorarsa müşterisi hakkında pek çok bilgi edinebilir.
Özellikle az konuşan kişilere veya karşımızdaki kişinin tam olarak duygu ve düşüncelerini öğrenmek istediğimizde açık uçlu soru sormak faydalıdır.
İletişim döngüsünde; Karşınızdakini Anlayabilmek için Soru Sorun
Size söylenenleri olmuş olaylar olarak değil, düşünceler olarak kabul edin. Belirli noktaları ya da fikirleri açıklığa kavuşturmak ve kontrol etmek için sorular sorun. Yapılan tuhaf yorumlara ya da konuyla alakalı olmayan önerilere kulak verin ve söylenmemiş noktaları açıklığa kavuşturmak için sorular sorarak iletişimde daha etkin olabilirsiniz.
Serap Gökmen
İletişimde Dinleme Sanatı
Şub 10th
Dinlemek sizce nedir? Karşınızdaki konuşuğu sırada beklerken yaptığınız şey mi ?
Dinleme sessiz kalmak ve duymaktan çok öte bir şeydir. Dinleme konusunda uzman Dr. Lyman K Steil dinlemenin dört aşamadan olan bir süreç olduğunu söylüyor. Dinlerken bizler, önce mesajı duyarız, yorumlarız, değerlendiririz ve cevap veririz.
Araştırmalar gösteriyor ki, birçoğumuz söylenenlerin yaklaşık olarak yüzde 50′sini anlıyor, değerlendiriyor ve aklında tutuyor. İki gün sonra ise bunların sadece yarısını hatırlıyoruz. Yani sonuç olarak söylenenlerin sadece yüzde 25′ini idrak edip akılda tutuyoruz.
İş yaşamında verimli dinlememe hem maddi hem manevi zararlara yol açabiliyor.
Yanlış dinleme yüzünden kaybedilen zamanı ve tekrar yapılan işleri düşünün. İlişkide olduğumuz insanları verimli bir şekilde dinlememe ya da dinlemeyen insanlarla ilişkide olma, kişisel yaşamımızda da zararını görebileceğimiz bir durum. Hepimizin fikirlerimizi, ideallerimizi ve duygularımızı paylaşacak insanlara ihtiyacı vardır. Aksi taktirde yalnız ve izole edilmiş olduğumuzu hissetmeye başlarız.
Eğer karşımızdakini dinleme bu kadar önemliyse neden daha iyi dinleyiciler olamıyoruz ?
Dinleme zorluğu çekmenin altında yatan neden aslında fizyolojik. Dakikada 400-600 kelime dinleme kapasitesine sahipken konuşma kapasitemiz yaklaşık 125 kelime. Bu da bize karşımızdaki kişi konuşurken başka şeyler düşünme fırsatı veriyor.
İyi bir dinleyici olmamamızın en önemli nedenlerinden biri de yetersiz eğitim. Okullarda çocuklara okuma, yazma ve konuşma öğretiyoruz. Yetişkinler hızlı okuma, topluluk önünde konuşma gibi kurslara katılıyorlar. İletişimi artırmak için yaptığımız bunca çabanın yanında, iletişimin en önemli unsurlarından biri olan dinlemeyi nedense unutuyoruz.
Unutmayın ki, dinleme, önemli bir iletişim aracıdır. Hiçbirimiz mükemmel bir dinleyici olamasak da, dinleme yeteneğimizi olabildiğince geliştirebiliriz.
İletişim sırasında dinlerken, karşımızdaki kişiye veya gruba onu dinlediğimizi göstermeli, dinlediğimizi belli etmeliyiz. Kişi dinlenmiyor, dikkate alınmıyor hissine kapılmamalı.
Etkin Dinleme, karşıya onlar için neyin önemli olduğunu ve niçin önemli olduğunu gösterebildiğimiz dinleme biçimidir.
Bunu göstermenin en kolay yolu anlatılanları özetlemektir, örneğin;
“Sizi doğru anlayıp anlamadığımı kontrol etmek için izin verin tekrarlayayım. Sizin için önemli olan konu X, böylece Y’yi elde edecek ve Z’nin olmasını engellemiş olacaksınız. Doğru mu?”
Geriye doğru dinlemede, karşımızdaki kişi/lerin kullandığı anahtar sözcükleri kullanmalıyız. Eğer, kendi yorumunuzla tekrarlarsanız size anlatılanları, karşımızdakinin bakış açısına göre, anlam farklılaşmış olarak algılanabilinir.
Tanrı bize organ olarak 2 kulak, bir ağız verdiğine göre, bizde karşı tarafı dinlerken organlarımızı bu orantıda kullanbaliriz ne dersiniz ?



