porno canli mac izle

Nural Ekşioğlu

Satışta Hedefe mi Sürece mi Odaklanmalı?

Satış hakkında 2 şekilde düşünebiliriz: bir dizi hedef veya bir dizi yöntem. Hedef odaklı satış önceden tayin edilmiş, girişten satış kapamaya kadar uzanan bir kilometre taşına odaklanır. Bu yöntem satışçılar tarafından oldukça motive edici bulunsa da, satıştaki fırsatları görmeyi engelleyebilir. Uzun yol koşucuları için süreci takibetmek hedefe giden bir yoldur, bu satışta da geçerlidir.
Hedef odaklı bir satıcı müşterinin ihtiyacına odaklanmadan satışta skoru hedefliyorsa, müşterisine soru sormuyorsa, sadece sonuca odaklanmışsa, müşteri açısından bakıldığında güven vermeyen bir tutumdur. Süreç odaklı satıcı ise günlük rutin dışına çıkabilir, kapanışa odaklanmayabilir, onun amacı uzun sürecek bir ortaklık ilişkisi kurmaktır. Böyle bir ilişki ancak güven ve inandırıcılık ile olur ve kısa vadede sonuç alınamayabilir.
Uzun soluklu bir müşteriye sahip olma konusunda pek çok araştırma ve yayın vardır, çalışmalar göstermiştir ki elinizdeki müşterilerden yeni iş olanakları çıkarmak, yenilerini bulmaktan çok daha kolaydır.
Süreç odaklı olamamamanın en büyük nedenlerinden biri beklentileri karşılayamama korkusudur, ya bu ay kotamı dolduramazsam, satış yapamazsam, prim alamazsam korkusu ve aceleciliktir, sebep.
Bunu yenmenin çeşitli yöntemleri vardır:
• Müşterinizi iyice dinleyin, onu kesmeyin, hemen satış fırsatı yaratmaya çalışmayın
• Onun söylediğini tekrar edin, ve canlandırma yapın, onu anladığınızı belli edin
• Sorular sorun ki daha net anlatsın, deneyiminiz sorduğunuz sorulardan anlaşılır
• Dinleme bitmeden cevap vermeyin, tam anladıktan sonra vereceğiniz doğru cevap, inandırıcılığınızı artırır.
Bu tekniklerden müşteri olarak da satışçı olarak da yararlanabilirsiniz, müşteriniz sizin deneyiminizden yararlanır , satışçının da bilgisi derinleşir. Bu süreci takibetmek inandırıcılığı ve güveni artırır ki bu da sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturur.

Nural Ekşioğlu
Kaynak: Ultimate Sales Training Workshop

TEGEP 3. Eğitim ve Gelişim Zirvesi, 27 Kasım 2013

TEGEP 3. Eğitim ve Gelişim Zirvesi, 27 Kasım 2013’de Swissotel The Bosphorus, İstanbul’da “Geleceğe Işık Tutmak” temasıyla yapıldı. Zirvenin açılışı Tegep Başkanı Saynur Önen tarafından yapıldı.
İlk konuk Philips Lighting University’nin CLO ‘su Stepfaan Van Hooydonk, bilgiye hızlı erişim ve buna hizmete ederek değer yaratan öğrenme ortamlarını tarif etti. Değer tabanlı Öğrenme Ortamı Tasarımı konulu sunumunda:dijital hale getirilen içerikler ile değer tabanlı öğrenme, web seminerler, e-kitaplar, videolar, mobil aplikasyonlar, ürün wiki’si, e-öğrenme paketleri, ve sertifikasyon’dan oluşan öğrenme karmasını anlattı. Tüm ekosistem içinde öğrenme oluşturmanın ve sertifikasyonun tamamlayıcılığı üzerinde durdu. Philips Light Oyunu: “kim milyoner olmak ister”.
IMD İntl,İsviçre’den, Dr.Hischam El Agamy ise gelişmekte olan ülkelerde liderleri ve öğrenme ortamlarını kapsayan sunumunda , günümüzün sosyo politik dinamiklerini, itici güç tanımını ve yeni gerçeklikleri gözler önüne serdi. Gelişmekte olan ülkelerde liderlerin daha kritik roller üstlendiğini ve büyük sorunların üstesinden gelmek zorunda olduklarını ifade etti. Dünya üzerindeki pek çok değişimin, işsizlik, su sorunu, savaşlar, enerji sorunu gibi sosyal konularında artık liderlerin gündeminde olduğunu belirtti. Günümüz iş dünayasının ihtiyacı olan lider profilini çok güzel analiz etti.
Sırada hepimizin merakla beklediği sunum ASTD’nin Uluslarası İlişkiler Uzmanı, Wei Wang’dı. ASTD kıyaslama raporlarıyla eğitim alanlarındaki yeni yöntemleri ve öğrenmeye ayrılan yatırımları anlattı. Şirketler çalışanlarına eğitim konusunda ne kadar yatırım yapıyor, kaç saat harcıyor, maliyetler ve öğrenmenin etkinliğini nasıl ölçeriz gibi başlıklar öne çıkarken, dünyada genel olarak liderlik eğitimlerinin öneminin arttığını söyledi. Sınıf eğitimlerinin giderek daha az popüler hale geldiğini ve teknoloji bazlı eğitimlerin revaçta olduğunu söyledi. Akıllı telefon kullanımının bu derece artmış olması, mobil öğrenmeyi populer hale getirdiğini ve sosyal medyanın çok önem kazandığını belirtti.Şirketlerin yönetim kurullarında artık eğitimciler oturmalı,dedi.
Dinamo Danışmanlıktan, Evrim Kuran, çok ilgimizi çeken Y Kuşağı ve diğer kuşak farklılıklarını bizlere Panel’de çok güzel örneklerle anlattı. Y Kuşağı 1980-2000 Yılları arasında doğduğu kabul edilen gençlere verilen isimdir. Türkiye nüfusunun 35%i bu kuşaktandır ve bugün iş dünyasında yerini almış bulunmaktadır.2025 yılında işgücünün 50%sini Y kuşağı oluşturacaktır. Bu nedenle onları anlamak çok önemli.Herşeyi ve sistemi sorgulayan , statükoyu sarsmak ve yerine yenisini koymak isteyen, sürekli geri bildirime ihtiyaç duyan ama aynı zamanda marka temsilcimiz gibi çalışan Y kuşağı..onları doğru anlamak ve değerlendirmek çok önemli. 5-6 sene sonra Y kuşağı da kapanıyor ve biz bu arada Z kuşağına hazır mıyız?Türkiye’de bir genci işte tutma oranımız ortalama 2,4 yıl iken biz şirketler mentorluk anlayışını, eski usta-çırak ilişkisini yeniden nasıl canlandırabiliriz?

Perakende Günleri 2013, sektörün geleceğine ışık tutuyor!

13 yıldır perakende sektörünün en önemli buluşması olan Perakende Günleri başladı.20-21 Kasım 2013 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre salonunda gerçekleşen PG13 ‘de perakendenin duayenleri sektör temsilcileriyle buluştu.
Soysal tarafından düzenlenen Perakende Günleri, dünyada ve Türkiye’de iş dünyası ve sektörün ışık tutan isimleriyle aynı çatı altında buluştu. Etkinlik darbukalı özel bir rap performansıyla başladı. Sektör çalışanlarından oluşan bir grup, sokak sanatçılarının ritimleri eşliğinde, sektörü hicveden bir rap şarkısıyla açılışı yaptı.
Perakende Günleri’13’ün açılış töreninde konuşan Soysal Genel Müdürü, Suat Soysal, “Perakende sektörü birbirine rakip de olsa, farklı görüşlere ve stratejilere sahip de olsa ortak amaçlar için tek vücut olmayı başarabilen ender sektörlerden biridir. Biz birbirimizi dinliyor ve hoşgörüyle yaklaşıyoruz. Perkande günleri bu duyarlılık ve iletişimin doruğa çıktığı bir platform olarak her sene sektörün nabzını tutmayı amaçlıyor” dedi.
Multi Development Türkiye, CardFinans, ve Markafoni’nin ana sponsorluğunda hayata geçen etkinlik, Columbia Universitesinden, “Seçmek Sanatı” (Art of Choosing) adlı kitabıyla tanınan Prof. Sheena Iyengar’ın insanların seçim süreçlerini anlattığı konuşmasıyla devam etti.
İlk günün öne çıkan diğer konukları ise, 99p, 99penilik ürünleriyle İngiltere’de 250 mağazalık bir perakende devi yaratan Hussein Lalani, Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Grup CEO’su Ömer Aras’ın The Economist dergisinin kapak sayfalarıyla yapmış olduğu mükemmel sunum, Markafoni Kurucu Ortağı Tolga Tatari’nin, e-ticaretle ilgili verdiği ve Türkiye hangi desenleri seviyor slaytı ile büyük beğeni topladığı sunumu, Odakule Mekan Restoran İşletmecisi Mari Esgici ve TEPAV Ekonomi Politikaları Analisti Sarp Kalkan’ın konuşmasıyla devam etti.
Paralel oturumlarda ise Deloitte Çin Perakende Danışmanlık Hizmetleri Alan MacCharles, Gizia YK Başkanı İsmail Kutlu, Çilek Mobilya Genel Müdürü Muzaffer Çilek ve Orka Group Genel Müdürü Osman Arar ve Mavi Jeans CEO’su Cüneyt Yavuz’un sunumuyla gün sona erdi.
Bana göre bu buluşmada en etkin trend “KİŞİSELLEŞME” idi. Ayrıca sürdürülebilirlik ve fiyat dışı rekabet de önemli noktalardan biriydi.