Korkularımız ve Biz!
Korku… Hayatımızın ne kadarını kapsıyor?
Korkular, hayatımızda, nerede başlayıp nerede bitiyor?
Biz korkak mıyız değil miyiz acaba? Ne dersiniz… ?
Gelin hep beraber korkularımızı ve bütün bu soruları masaya yatırıp bakalım:
Daha açık bir ifade ile korkularımız bizi yönetiyor mu acaba?
Bu da ne demek şimdi? Diyorsanız, hep beraber bakalım olur mu?

İlkokul yıllarında en büyük korkumuz; okulda başarısız olmak, sınıfta kalmak, aile baskısı, arkadaş çevremizin isteklerine cevap verememek gibi durumlar idi. Yani, bunlardan biri ve ya birkaçı, ya da hepsinden korkardık değil mi?
Sonra derken üniversite dayandı kapıya… Hepsi bir yerde toplandı adeta ve tek hedef, ya da diğer adı ile tek korkumuz vardı artık: Üniversiteyi kazanamamak!
Sonra, iş- evlilik ve bazılarımız için askerlik vardı sırada…
Bunlar bitince,
Çocuk sahibi olmak ya da olamamak korkusu başladı…
Tüm bunları yaşarken arada ekonomik nedenler, yokluklarla gelen korkuları sayamadık bile…
Kitap alamama korkusu, marka giyinememe korkusu, araba sahibi, ev sahibi olamama korkusu… vs.

Görünen o ki insanoğlu, önce kendine bir hedef seçiyor. Ardından bu hedefe ulaşıncaya kadar ona ulaşamama korkusu yaşıyor. Peki sonra?
Bunların hepsine ulaşınca bu korkuları yaşama sendromu bitiyor mu?
Maalesef! Tam tersine artıyor desek…
Elbette ki sonrasında artık ulaştıklarını kaybetme korkusu bekliyor sırada!
Haydaaa!
Bu da ne böyle? Biz gerçekten önce hep kazanamama, ulaşamama, kaçırma korkusu yaşıyor, sonrasında ise eğer elimizde ise bu defa da kaybetme korkusu yaşıyormuşuz, değil mi?
Ne acayip bir döngü bu böyle…
Hani pişmaniye gibi… Yiyen bir pişman yemeyen bin pişman, denir ya!
Hayatı adım adım yaşarken bu şekilde gelmiyor bize belki
Oysa kuşbakışı hayata baktık şimdi ve gördük ki
Ya korkumuzun üzerimize karabasan gibi gelmesinden ya da onu kovalamaktan öte bir şey değilmiş hayat!
Peki,
Korkusuz olmaz mı hayat?
Yok ya ben kovalamak da kaçmak da istemiyorum desek ve dursak bir an ne olur?
Ne olur biliyor musunuz?
Eğer Biz,
Sahip olma isteğimizden vazgeçmez
Tutunduklarımızla var olma kavgası verdiğimizi görmez
Aitlik kavramının bizi korkularda boğduğunu sezmez
İspat çabamızın güven getirmeyeceğini kabullenmez
İsek!
Söylediğimiz söz “Küçük Beyaz bir Yalan” olur…

Şahnaz Aras
Kişisel Gelişim Danışmanı